İçeriğe geç
Haber Sendika
Güncel gündem
GündemEğitim Sen: Yoksul çocuklar eğitim dışına itiliyor, boşluğu cemaatler dolduruyorGündemTurgutlu’da lise önündeki silahlı saldırıya Eğitim Sen’den tepkiDünyadanArjantin'de FATE lastik fabrikası işçilerine tahliye kararına karşı ortak dilekçeGenelCharleroi Havalimanı’nda kontrolör grevi askıya alındıGrevlerTunus’ta Akaryakıt Tanker Şoförleri Genel Greve BaşladıGrevlerSendikanın çağrısı ile Trablus’ta öğretmenler maaşları protesto etti: Grev 27 Eylül’de başlıyorSendikaAvrupa sendikalarından Kolay şirket kurma teklifine tepki: Brüksel'de EU Inc. protestosuGündemTÜGİS, Çocukların Dengeli Beslenmesi ve Güvenli Gıdaya Erişimi İçin SahadaDünyadanArjantin'de deri işçisi sendikaları ücret pazarlığında alarm ilan ettiGenelDİSK, İBB ile 10 Bin Emekçiyi kapsayan Toplu İş Sözleşmesi İmzalandı!GündemEğitim Sen: Turgutlu’daki okul saldırısı eğitim politikalarının sonucuDünyadanMoldova'da sendikalar asgari ücrette yüzde 27 zam istediGündemEğitim Sen: Yoksul çocuklar eğitim dışına itiliyor, boşluğu cemaatler dolduruyorGündemTurgutlu’da lise önündeki silahlı saldırıya Eğitim Sen’den tepkiDünyadanArjantin'de FATE lastik fabrikası işçilerine tahliye kararına karşı ortak dilekçeGenelCharleroi Havalimanı’nda kontrolör grevi askıya alındıGrevlerTunus’ta Akaryakıt Tanker Şoförleri Genel Greve BaşladıGrevlerSendikanın çağrısı ile Trablus’ta öğretmenler maaşları protesto etti: Grev 27 Eylül’de başlıyorSendikaAvrupa sendikalarından Kolay şirket kurma teklifine tepki: Brüksel'de EU Inc. protestosuGündemTÜGİS, Çocukların Dengeli Beslenmesi ve Güvenli Gıdaya Erişimi İçin SahadaDünyadanArjantin'de deri işçisi sendikaları ücret pazarlığında alarm ilan ettiGenelDİSK, İBB ile 10 Bin Emekçiyi kapsayan Toplu İş Sözleşmesi İmzalandı!GündemEğitim Sen: Turgutlu’daki okul saldırısı eğitim politikalarının sonucuDünyadanMoldova'da sendikalar asgari ücrette yüzde 27 zam istediGündemEğitim Sen: Yoksul çocuklar eğitim dışına itiliyor, boşluğu cemaatler dolduruyorGündemTurgutlu’da lise önündeki silahlı saldırıya Eğitim Sen’den tepkiDünyadanArjantin'de FATE lastik fabrikası işçilerine tahliye kararına karşı ortak dilekçeGenelCharleroi Havalimanı’nda kontrolör grevi askıya alındıGrevlerTunus’ta Akaryakıt Tanker Şoförleri Genel Greve BaşladıGrevlerSendikanın çağrısı ile Trablus’ta öğretmenler maaşları protesto etti: Grev 27 Eylül’de başlıyorSendikaAvrupa sendikalarından Kolay şirket kurma teklifine tepki: Brüksel'de EU Inc. protestosuGündemTÜGİS, Çocukların Dengeli Beslenmesi ve Güvenli Gıdaya Erişimi İçin SahadaDünyadanArjantin'de deri işçisi sendikaları ücret pazarlığında alarm ilan ettiGenelDİSK, İBB ile 10 Bin Emekçiyi kapsayan Toplu İş Sözleşmesi İmzalandı!GündemEğitim Sen: Turgutlu’daki okul saldırısı eğitim politikalarının sonucuDünyadanMoldova'da sendikalar asgari ücrette yüzde 27 zam istediGündemEğitim Sen: Yoksul çocuklar eğitim dışına itiliyor, boşluğu cemaatler dolduruyorGündemTurgutlu’da lise önündeki silahlı saldırıya Eğitim Sen’den tepkiDünyadanArjantin'de FATE lastik fabrikası işçilerine tahliye kararına karşı ortak dilekçeGenelCharleroi Havalimanı’nda kontrolör grevi askıya alındıGrevlerTunus’ta Akaryakıt Tanker Şoförleri Genel Greve BaşladıGrevlerSendikanın çağrısı ile Trablus’ta öğretmenler maaşları protesto etti: Grev 27 Eylül’de başlıyorSendikaAvrupa sendikalarından Kolay şirket kurma teklifine tepki: Brüksel'de EU Inc. protestosuGündemTÜGİS, Çocukların Dengeli Beslenmesi ve Güvenli Gıdaya Erişimi İçin SahadaDünyadanArjantin'de deri işçisi sendikaları ücret pazarlığında alarm ilan ettiGenelDİSK, İBB ile 10 Bin Emekçiyi kapsayan Toplu İş Sözleşmesi İmzalandı!GündemEğitim Sen: Turgutlu’daki okul saldırısı eğitim politikalarının sonucuDünyadanMoldova'da sendikalar asgari ücrette yüzde 27 zam istedi

Tekgıda-İş Sendikası Rize Dosan Şube Kongresi Tarihi Bir Mücadele Çağrısına Dönüştü

Tekgıda-İş Sendikası Rize Dosan Şube 9. Olağan Kongresi, çay işçilerinin sorunlarını, örgütlenmenin önemini ve toplu sözleşme mücadelelerini masaya yatırdı. Genel Sekreter İbrahim Ören, çay emekçilerinin güvencesizliğini, ekonomik krizi ve nas politikalarını eleştirirken, örgütlü mücadelenin tek çıkış yolu olduğunu vurguladı.

Tekgıda-İş Sendikası Rize Dosan Şube Kongresi Tarihi Bir Mücadele Çağrısına Dönüştü
Temsili görsel — olayın belgesi değildir.

Rize – Tekgıda-İş Sendikası Rize Dosan Şubesi, 3 Ağustos Pazar günü gerçekleştirdiği 9. Olağan Kongresi ile çay sektöründeki emekçilerin derinleşen sorunlarına dikkat çekti ve örgütlü mücadelenin yaşamsal önemini bir kez daha vurguladı. Yoğun katılımla gerçekleşen kongrede, çay işçilerinin karşılaştığı zorluklar, işyerlerinde örgütlenmenin hayati rolü ve yaklaşan toplu sözleşme süreçlerindeki mücadele stratejileri masaya yatırıldı. Şube başkanlığı için iki adayın yarıştığı kongre, sendikal dayanışma ve gelecek vizyonu açısından önemli mesajlara sahne oldu.

Rize’deki kongreye, Tekgıda-İş Sendikası’nın Genel Sekreteri İbrahim Ören, Genel Teşkilatlanma Sekreteri Kemal Köse ve Genel Eğitim Sekreteri Engin Öz gibi üst düzey yöneticileri katıldı. Ayrıca, Adana, Ankara (1 ve Fırınlar Nolu Şubeler), Bursa, Eskişehir (1 ve 2 Nolu Şubeler), Gebze, İstanbul (Anadolu ve Avrupa Yakası), Karacabey, Kocaeli, Samsun ve Rize Dosan Şube başkanları ile Rize Bölge Temsilcisi de kongrede hazır bulundu. İşveren temsilcilerinden Lipton Çay İnsan Kaynakları Müdürü Mevlüt Alptekin ve Lipton Eski Üretim Müdürü Korkmaz Yüksel’in yanı sıra, kardeş sendika Belediye-İş Rize Şube Başkanı Yaşar Kaspar da konuklar arasında yer alarak sendikal dayanışmanın altı çizildi.

Şube Başkanı Adayı Mustafa Yüksel'den Çay Sektörüne İlişkin Kritik Tespitler

Kongrenin açılış konuşmasını yapan Rize Dosan Şube Başkanı ve yeni dönem adayı Mustafa Yüksel, dört yıllık görev süresince imzalanan toplu sözleşmelerin önemine değindi. Yüksel, “2021 yılında yaklaşık yüzde 40 oranında zam sağlamıştık. Ancak asgari ücret artışları nedeniyle bu kazanımlar, maalesef, zamanla yetersiz kalmıştır. Son yaptığımız sözleşmeyle birlikte çay işçilerimiz için daha iyi koşullar sağlamayı başardık” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında bölgedeki örgütsüz fabrikaların rekabet eşitsizliğine dikkat çeken Yüksel, şunları kaydetti: “Rize’de özel sektörde örgütlü tek fabrika bizim şubemiz bünyesindeki fabrikadır. Lipton işverenimiz bile, diğer işletmelerin örgütsüz olması nedeniyle rekabet edemediklerini, bu işletmelerde çalışanların çok düşük ücretlerle çalıştığını dile getirmektedir. Bu durum, sendikasızlaşmanın işçi haklarını nasıl erozyona uğrattığının açık bir göstergesidir. Bu fabrikalar acilen örgütlenmelidir.”

Çay işçilerinin en temel sorunlarından birinin “yaş çay alım fiyatları” olduğunu vurgulayan Yüksel, örgütlü işyerlerinde maliyetlerin yüksek olmasına rağmen, örgütlü ve örgütsüz tüm işyerleri için çay alım fiyatının aynı olmasının yarattığı haksızlığı dile getirdi. Yüksel, “Devlet, yaş çay kanununda acil bir düzenleme yaparak, maliyeti yüksek olan ve emekçisinin hakkını veren örgütlü işletmelere özel fiyatlandırma uygulamalıdır. Bu, hem örgütlenmeyi teşvik edecek hem de adil rekabet ortamını sağlayacaktır” çağrısında bulundu.

Kongre Divanı Oluşumu ve Anma Töreni

Mustafa Yüksel’in konuşmasının ardından kongreyi yönetmek üzere Divan Kurulu Başkanlığına Genel Teşkilatlanma Sekreteri Kemal Köse, Divan Kurulu Üyeliklerine ise Genel Eğitim Sekreteri Engin Öz ve İstanbul Avrupa Yakası Şube Başkanı Turgay Koç seçildi.

Divan Kurulu’nun oluşturulmasının ardından kongre salonunda duygusal bir anma töreni gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan tören kapsamında; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın tüm şehitleri, vatan savunmasında şehit düşen kahraman silahlı kuvvetler mensupları ve emniyet görevlileri, iş cinayetlerinde hayatını kaybeden emek şehitleri, son dönemde yaşanan orman yangınlarında görev başında hayatını kaybeden itfaiye çalışanları ve gönüllüler minnetle anıldı. Misafirlerin tanıtımı sonrasında ise sendika yöneticileri ve başkan adaylarının konuşmalarına geçildi.

Başkan Adayı Ali İnce: “Sahada Aktif Olmalıyız, Ani Aksiyonlar Almalıyız!”

Şube Başkan adaylarından Ali İnce, yaptığı konuşmada, geride kalan dört yıllık dönemi "başkansız geçen bir dönem" olarak nitelendirdi ve sendikal yönetimde sahadaki aktifliğin önemine vurgu yaptı. Mevcut Şube Başkanı Mustafa Yüksel ile kişisel bir sorunu olmadığını belirten İnce, samimi ilişkilerine rağmen sendikal faaliyetlerde eksiklikler yaşandığını dile getirdi.

Ali İnce, "Kendisini çok severim, o da beni sever. Ancak sahada ani aksiyonlar almamız gereken zamanlarda maalesef eksiklikler yaşadık. Bu nedenle adaylık kararını aldım. Zaten kendisiyle de bu konuda önceden sözleşmiştik" dedi. Sahadan gelen işçilerin hızlı ve etkili tepkiler beklediğini vurgulayan İnce, "Çünkü sahadan gelen arkadaşlarımız, çalışanlar, ani aksiyon bekliyor. Bu tepkiyi veremediğimiz için yeni yönetim olarak farklı bir yol izlememiz gerektiğine karar verdik" şeklinde konuştu. Sözlerini, "Sahada bizimle çalışan, aynı tozu yutan birinin artık bu işin içinde olması gerektiğini düşündüğümüz için bu yola başvurduk" diyerek sürdüren İnce, yeni dönemde daha aktif, daha hızlı ve daha sahada olan bir yönetim anlayışıyla yola çıkmak istediklerini ifade etti.

Genel Sekreter İbrahim Ören'den Çay Emekçileri İçin Yürek Yakan Tablo ve Keskin Ekonomi Eleştirileri

Şube Başkan adayı Ali İnce’nin ardından kürsüye gelen Genel Sekreter İbrahim Ören, çay emekçilerinin derinleşen sorunlarına, Türkiye’nin ekonomik krizine, yargı sistemindeki aksaklıklara ve işçi haklarının ihlallerine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Ören, Karadeniz’in eşsiz doğasında sürdürülen çay üretiminin, on binlerce emekçinin alınteriyle ayakta kaldığını belirterek, sektörün "görünmeyen yüzünde derin bir emek sömürüsü, güvencesizlik ve sosyal adaletsizlik" yaşandığını ifade etti. "Çay yalnızca bir içecek değil, bu ülkenin doğusunda, batısında, kuzeyinde sofralarımıza huzurla gelen bir simgedir" diyen Ören, bu huzurun altında "mevsimlik işçilerin sosyal güvenceden yoksun bırakıldığı, temel haklardan mahrum edildiği acı bir sistemin işlediğini" dile getirdi.

Çay Sektöründe Ağır Koşullar: Çay işçilerinin piyasa koşulları, büyük sermaye grupları ve ihmalkar yönetim anlayışları arasında ezildiğini söyleyen Ören, özellikle mevsimlik çalışmanın doğurduğu sorunlara dikkat çekti. Çay emekçilerinin her yıl yeniden işe çağrıldığını, ancak sosyal güvence, yıllık izin, kıdem tazminatı ve iş güvencesi gibi temel haklardan mahrum bırakıldığını vurguladı. Düşük ücretler ve adil olmayan yaş çay alım politikalarının hem üreticiyi hem de işçiyi ekonomik olarak çıkmaza soktuğunu belirtti. Ören, "Yaş çay alım fiyatları üretici için yetersiz, işçi içinse yıkıcıdır" ifadeleriyle durumu özetledi. ÇAYKUR gibi bir kamu kuruluşunda bile işçilere asgari ücretin altında, yevmiyeye dayalı çalışma koşulları sunulduğunu hatırlatan Ören, özel sektörde çalışan çay emekçilerinin ise koşullarının çok daha ağır olduğunu vurguladı.

Kayıt Dışı İstihdam ve Çocuk İşçiliği: Konuşmasında özellikle Doğu Karadeniz bölgesinde Gürcistan’dan gelen geçici işçilerin ve doğu illerinden gelen yurttaşların kayıt dışı ve sağlıksız koşullarda çalıştırıldığını belirten Ören, bu işçilerin hem sosyal korumadan yoksun bırakıldığını hem de yerli işçiyle haksız bir rekabete zorlandığını dile getirdi. Kadın emekçilerin tarlalarda daha fazla çalışmasına rağmen daha düşük ücret aldığını, çocukların da aile gelirine katkı sağlamak için eğitimden koparıldığını ve tarlalarda çalıştırıldığını söyledi. "Çay emekçisinin sorunlarını görmezden gelmek yalnızca ekonomik tercih değil, aynı zamanda bir vicdan meselesidir" diyen Ören, hükümete şu acil çağrılarda bulundu:

  • Mevsimlik işçilere derhal kadro verilmeli veya en azından sosyal güvence sağlanmalıdır.

  • Çay alım fiyatları, gerçek maliyetler ve işçi ücretleri göz önünde bulundurularak adil bir şekilde belirlenmelidir.

  • Özel sektörün keyfi alım politikalarına karşı üretici ve işçi korunmalıdır.

  • Kayıt dışı çalışmanın önüne geçilmesi için etkin denetim mekanizmaları kurulmalı ve uygulanmalıdır.

  • Göçmen ve geçici işçilerin insana yaraşır koşullarda çalışması sağlanmalıdır.

  • Kadın ve çocuk işçiliğine karşı bölgesel kalkınma projeleri ve sosyal destek programları hayata geçirilmelidir. Ören, tüm bu tespitlerin, "çay emekçisinin siyasal iktidar tarafından yalnız bırakıldığını açıkça göstermektedir. İşçi, patronların ve piyasanın insafına terk edilmiştir" diyerek eleştirisini pekiştirdi.

Ekonomi Politikalarına Sert Eleştiri: Türkiye’nin ekonomik gidişatına dair değerlendirmelerde de bulunan Ören, pandemi sonrası oluşan küresel ekonomik krizden Türkiye’nin yanlış politikalar nedeniyle çok daha olumsuz etkilendiğini ve toplumun ağır bir yoksullaşma sürecine sürüklendiğini söyledi. Üretimi güçlü olan ülkelerin toparlanmaya başladığını belirtirken, Türkiye’de enflasyonun arttığını ve alım gücünün azaldığını vurguladı. "Faiz sebep, enflasyon sonuç" tezine dayalı "nas politikası"nı "ekonomi biliminin temel ilkelerine aykırı ve dinsel temelli bir anlayışın ekonomimize dayatılması ve iflası" olarak nitelendiren Ören, şunları kaydetti: "Faizin haram sayıldığı söylemleri seçim sürecinde kredi faizlerinin düşürülmesiyle, tüketimi körükleyen geçici bir bahar yaratma çabasına dönüştü. Ancak bu politikalar uzun vadede ülkeye büyük zararlar verdi." Türkiye’nin dünyanın en yüksek faiz veren ülkelerinden biri haline geldiğini belirten Ören, "Kur Korumalı Mevduat sistemiyle milyonlarca emekçiden toplanan vergiler, varlık sahiplerine aktarıldı. Para yetmeyince bu kez faiz, haram olmaktan çıkıp kurtarıcı ilan edildi. Soruyoruz: Hani faiz haramdı? Hani nas politikaları helaldi? Bir yıldır neden faiz artırıyorsunuz?” diyerek hükümetin ekonomi politikalarını sert bir dille eleştirdi.

Hukuk Olmadan Emek Korunamaz: Enflasyonun kontrolsüz şekilde artmasıyla birlikte vatandaşın sofrasındaki ekmeğin küçüldüğünü dile getiren Ören, "Asgari ücret açlık sınırının altında. Özel sektörde esnek çalışma, kamuda taşeronlaşma ve güvencesizlik artıyor. Türkiye’de çalışanların büyük çoğunluğu yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor" tespitinde bulundu. Vergi yükünün dar gelirliye yıkıldığını söyleyen Ören, "Ekonomi Bakanı sürekli vergileri artırmakta, tasarrufu sadece halka önermekte. Kamuda ise hiçbir kısıtlama yapılmıyor. Gelirleri azalırken giderleri artan halk, toplumsal bir patlamanın eşiğine sürükleniyor" değerlendirmesinde bulundu. Ekonomik zorlukların yanı sıra ifade özgürlüğünün baskı altında olduğunu vurgulayan Ören, "İnsanlar sudan sebeplerle yargılanıyor, itiraflarla tutuklanmalar yapılıyor. İşçi davaları yıllarca sürüyor, sendikal faaliyetler baskı altına alınıyor. Adaletin geciktiği yerde hak yerini bulmaz. Bağımsız yargı, sendikal mücadelenin de teminatıdır" dedi. Ören, konuşmasının sonunda "Tekgıda-İş Sendikası olarak tüm hukuksuzlukları reddediyoruz. Kurgularla, iftiralarla halkın iradesi yok edilemez. Aslında yok edilen, iktidarın kendi ahlakı ve vicdanıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti, asla tek adam rejimine boyun eğmeyecektir" ifadeleriyle sendikanın hukuka ve demokrasiye olan bağlılığını yineledi.

Ayakta Kalmanın Tek Yolu: Örgütlü Mücadele!

Zorlaşan ekonomik koşullara rağmen sendikanın en iyi toplu iş sözleşmelerini yapmaya devam ettiğini belirten Ören, "Şeffaf bir anlayışla, temsilcilerimizle birlikte süreçleri yönetiyoruz" dedi. Gıda sektöründe elde edilen başarılı sözleşmelerin sendikayı Avrupa çapında öne çıkardığını ifade eden Ören, Tekgıda-İş Sendikası’nın Avrupa’nın en hızlı büyüyen gıda sendikası haline geldiğini belirtti.

Yeni dönem toplu iş sözleşme stratejilerinin merkez yönetimi, şubeler ve uzman kadrolarla birlikte oluşturulacağını söyleyen Ören, emeği yok sayan işverenlere karşı grev hakkının bir araç olarak kullanılacağını vurguladı. "Tıpkı Kristal Yağları ve özel tütünler grevinde olduğu gibi" diyerek geçmişteki başarılı mücadeleleri hatırlattı. 2009 yılında 1500’ü aşkın üyenin katılımıyla gerçekleşen özel tütünler grevinin ve Kristal Yağları grevlerinin başarıyla sonuçlandığını belirtti. İstanbul Çatalca’da Ürdünlü bir firma tarafından işten çıkarılan 150 Polonez Gıda emekçisinin 173 günlük direnişinin tüm Türkiye’nin gündemine oturduğunu ve İstanbul’da 360 gün süren Perfetti mücadelesinin de başarıyla tamamlandığını aktardı. Bursa’daki Eker Süt Ürünleri mücadelesinin ise halen devam ettiğini sözlerine ekledi.

Konuşmasının sonunda Ören, "Bu mücadeleler bize bir gerçeği bir kez daha hatırlatıyor: Ayakta ve hayatta kalmanın tek yolu örgütlenmektir. Bu acımasız dünyada kol kola mücadele etmezsek bize hiç kimse sahip çıkmaz. Bizim örgütlü mücadele dışında hiçbir seçeneğimiz yoktur" diyerek sendikanın kararlı duruşunu ve örgütlü mücadelenin vazgeçilmezliğini güçlü bir şekilde yineledi.

Genel Sekreter İbrahim Ören’in konuşmasının ardından delegeler sandık başına giderek yeni yönetimi belirlemek üzere oy kullandı.

Bu haberi paylaş:
WhatsAppX

İlgili Haberler

Sendika arşivi

  • DİSK
  • TÜRK-İŞ
  • HAK-İŞ
  • Birleşik Metal-İş
  • Eğitim-Sen
  • Petrol-İş
  • KESK
  • Türkiye Kamu-Sen
  • Genel-İş
  • Koop-İş
  • DİSK-AR
  • Hizmet-İş
  • Tekgıda-İş
  • Öz Sağlık-İş
  • Tez-Koop-İş
  • Yol-İş
  • Basın-İş
  • Tüm Bel-Sen
  • BES
  • TÜMTİS
  • Kristal-İş
  • Nakliyat-İş
  • Demiryol-İş
  • TMMOB
  • Sosyal-İş
  • Lastik-İş
  • ESM
  • Teksif
  • Türkiye Gazeteciler Sendikası