HAK-İŞ, KÇP Sürecindeki Tıkanıklık Nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanlığı'na Yürüdü: "En Büyük Eylem Grevdir!"
HAK-İŞ, kamu toplu iş sözleşmesi sürecindeki yetersiz teklifler nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanlığı'na yürüdü. Genel Başkan Mahmut Arslan, "Bordrolarımız da yanıyor, haklıyız kazanacağız" diyerek yeni eylem planlarını açıkladı.

Ankara – Kamu işçilerini kapsayan Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü (KÇP) sürecindeki belirsizlik ve TÜHİS tarafından sunulan ikinci teklifin de yetersiz bulunması üzerine HAK-İŞ Konfederasyonu, Ankara'da alanlara indi. 3 Temmuz 2025 tarihinde HAK-İŞ Genel Merkezi önünde toplanan yüzlerce kamu işçisi, "KÇP Bir An Önce İmzalansın, Taleplerimiz Karşılansın" talebiyle Hazine ve Maliye Bakanlığı'na yürüdü.
Geniş Katılımlı Yürüyüş ve Sessiz Oturma Eylemi
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan'ın liderliğinde, Kamu Çerçeve Protokolü Koordinasyon Kurulu Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Devlet Sert, Genel Başkan Yardımcısı Yunus Değirmenci, Genel Sekreter Eda Akbulut, Genel Sekreter Yardımcıları Fatma Zengin ve Hamdi Abdullah Koçoğlu ile KÇP'ye dahil üye sendikaların genel başkanları, 81 il şube başkanları ve çok sayıda kamu işçisi yürüyüşe katıldı. HAK-İŞ Genel Merkezi önündeki basın açıklamasının ardından sloganlar eşliğinde Hazine ve Maliye Bakanlığı önüne yürüyen sendika üyeleri, Bakanlık önünde Mahmut Arslan'ın konuşması sonrası beş dakikalık sessiz oturma eylemi gerçekleştirdi.
Eylemde, "HAK-İŞ Nerede Biz Oradayız", "İşçi Sendika Omuz Omuza" sloganları atılırken, "Sözleşme Hakkımız Söke Söke Alırız", "Kamu Emekçisinin Hakkı Geciktirilemez", "Türkiye Büyüyor, Emekçi Payını İstiyor", "Yaşasın HAK-İŞ, Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz", "Haklıyız Güçlüyüz Kazanacağız", "Protokol Süreci Bitsin, Alınterimizin Hakkı Verilsin" yazılı pankartlar taşındı.
Mahmut Arslan: "KÇP Gecikmesinin Sorumlusu Biz Değiliz, Ama En Büyük Mağduru Biziz!"
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, KÇP sürecinde gelinen son duruma ilişkin yaptığı değerlendirmede, ortak tekliflerinin Şubat ayında ilgili bakanlıklara ulaştırıldığını ancak yedinci görüşmede ancak ilk ücret teklifinin verildiğini ve bunun da kabul edilemez olduğunu belirtti. Arslan, KÇP sürecinde yürütülen sistemin yanlış olduğuna dikkat çekerek, "Kamu çerçeve protokolü bir sözleşme değil. Toplu sözleşme müzakeresi yapmıyoruz. Kamuoyu yanıltılıyor, işçiler yanıltılıyor. Bu gecikmelerinin sorumlusu biz değiliz, ama en büyük mağduru biziz" ifadelerini kullandı.
Teklif edilen %17'lik zammın, bugünkü enflasyon rakamları ile hesaplandığında %2'den bile az bir artışa denk geldiğini vurgulayan Arslan, "Biz yüzde iki ile bu sözleşmeyi nasıl imzalarız?" diye sordu. Vergi dilimleri nedeniyle alınamayan ücretin bile eridiğini belirten Arslan, "Yapılan müzakereler müzakere falan değil. Verilen teklifler teklif değil" diyerek müzakere sürecine sert eleştiriler yöneltti.
Arslan, konuşmasında, yangın söndürme mücadelesi veren orman işçilerinden çay fabrikası çalışanlarına, bütün iş kollarındaki kamu çerçeveye muhatap olan işçilerin HAK-İŞ'ten beklenti içinde olduğunu ifade etti. "Önümüzdeki süreç zorlu ama aynı zamanda onurlu bir süreci de beraberinde getiriyor" diyen Arslan, başta grev olmak üzere, grev yasağı olan işyerlerinde güçlü ve etkin eylemlerin kendilerini beklediğini vurguladı.
Gelecek Haftanın Eylem Planı Açıklandı
Hazine ve Maliye Bakanı'ndan randevu taleplerine cevap verilmemesi üzerine eylemlere başladıklarını anımsatan Arslan, HAK-İŞ'in eylemlerinin kendi kontrolünde ve ilkeleri doğrultusunda olacağını belirtti. Arslan, önümüzdeki haftadan itibaren iş yerlerinde uygulanacak eylem planını da açıkladı:
-
Özellikle yemek verilen iş yerlerinde yemek yememe eylemi.
-
İşletmelerde ve iş yerlerinde mesai bitiminde iş yerini terk etmeyerek varlıklarını ve mücadelelerini görünür hale getirme.
-
Bütün işletmelerde yeni ve farklı eylemlerin paylaşılması.
Arslan, HAK-İŞ'in her zaman çözüm için masada müzakere yapmaktan yana olduğunu yineleyerek, "Bu ülkede bizim yapmak istediğimiz kavgasız, çatışmasız, grevsiz, eylemsiz, masada anlaşmaktır. Ama bizi duymazlarsa duyurmak için gereği neyse hep birlikte yapacağız" dedi.
Mahmut Arslan: "Bizim Gelirlerimiz Niye Artmıyor? Adil Paylaşım İstiyoruz!"
Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde yaptığı ek açıklamada da Mahmut Arslan, Bakanlıktan randevu alamadıklarını yineleyerek, Bakan'ın ülkenin büyümesi ve işsizliğin düşüklüğü yönündeki açıklamalarına karşılık, "Peki bizim gelirlerimiz niye artmıyor? Bizim maaşlarımız niye yerlerde?" diye sordu. İşçi kesimi olarak 2025 yılı bütçesinden taleplerinin %8.4 olmasına rağmen, hükümetin verdiği oranın bütçenin %4.5'i olduğunu vurgulayarak, arada büyük bir makas olduğunu ve işçilerin fakirleştiğini dile getirdi. OECD rakamlarına atıfta bulunarak, Türkiye'nin gelir dağılımında OECD ülkeleri arasında en kötü dördüncü ülke olduğunu belirten Arslan, bunun bir haksızlık olduğunu söyledi. Arslan, emek hareketinin beklentisinin adil bir paylaşım olduğunu vurgulayarak, "Bu ülkenin kaynakları var, imkanları var, parası da var. Bu ülkenin paylaşım sorunu var. Biz adil bir paylaşım istiyoruz" dedi.
Devlet Sert: "İşçi Bu Ülkenin Refahının Omurgasıdır!"
HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı ve Kamu Çerçeve Koordinasyon Kurulu Başkanı Devlet Sert ise 6 aydır 600 bini aşkın kamu işçisinin (belediye, sağlık, büro, çelik, finans, tekstil, gıda, orman, güvenlik, taşıma, ağaç, enerji, medya, liman, toprak, maden, turizm, iletişim, petrol, inşaat sektörleri) sorunlarının diyalogla çözülmeye çalışıldığını ancak sonuç alınamadığını belirtti. Sert, "Gördük ki kimse bizi anlamamış. Kimse bizi duymamış. Ya da duymuş, anlamış ama işçinin yüreğindeki yangın, bizi yaktığı gibi onları yakmamış" dedi.
Üreten ve hizmet eden 600 bin kamu işçisinin karınlarını doyuramadığını ve kiralarını ödeyemediğini ifade eden Sert, mağduriyetlerin giderilmesi için Cumhurbaşkanına seslenerek, "Siz adilsiniz, siz emeğin hakkının ne olduğunu bilirsiniz, siz işçilik ne demek, alınteri ne demek bilirsiniz" dedi. İşçinin ülkenin refahının omurgası olduğunu vurgulayan Sert, "Biz sizin, zaten kurumuş olan alın terimizin onurunu koruyacağınıza inanıyoruz. 6 aydır Kamu Çerçeve Protokolü’nü bekleyen işçi sizden; emeğini, alın terini, onurunu, ailesini koruyacak, nefes alacak bir sözleşme bekliyor. Aileleri ile birlikte 2 milyon vatandaşınız size inanıyor, güveniyor ve artık beklemek istemiyor. Sesinin duyulmasını ve bu sürecin artık insan onuruna yakışır bir şekilde sonlandırılmasını bekliyor" sözleriyle açıklamalarını tamamladı.
İlgili Haberler
SendikaKESK, Hükümetin Nihai Teklifini Reddetti: "Sefalet Dayatmasıdır, Cevabımız Genel Grevdir!"
KESK, hükümetin 8. Dönem toplu sözleşme için sunduğu üçüncü ve nihai teklifi reddettiğini açıkladı. Teklifi "sefalet dayatması" olarak nitelendiren KESK, genel grev çağrısını yineledi.
GrevlerÖz Büro-İş Sendikası'ndan Kamuda Grev Kararı: "En Büyük Eylem Grevdir!"
Öz Büro-İş Sendikası, Kamu Çerçeve Protokolü'ndeki belirsizlik ve yetersiz teklifler nedeniyle yetkili olduğu tüm kurumlarda grev kararı aldı. Sendika, "EN BÜYÜK EYLEM GREVDİR!" diyerek mücadele kararlılığını duyurdu.
Türk Eğitim-Sen'den Hazine ve Maliye Bakanlığı'na Çağrı: "Memur ve Emekli 96,7 Milyar Liralık Hakkını İstiyor!"
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, 2025 Ağustos bütçe fazlasına dikkat çekerek, memur ve emeklilerin enflasyon karşısında eriyen maaşları için Hazine ve Maliye Bakanlığı'na 96.7 milyar TL'lik haklarını sordu.