KESK’in iş bırakma kararı emekçileri ikna etmiyor
Emekçilere sorulmadan alınan iş bırakma kararları ikna etmiyor, sendikal ayrımı ve güvensizliği büyütüyor. Hak alıcı mücadele, yukarıdan çağrılarla değil iş yerlerinden kurulan birleşik iradeyle mümkün.

Emekçilere sorulmadan alınan iş bırakma kararları ikna etmiyor, sendikal ayrımı ve güvensizliği büyütüyor. Hak alıcı mücadele, yukarıdan çağrılarla değil iş yerlerinden kurulan birleşik iradeyle mümkün.
Kemal Yadırgı
Eğitim Emekçisi
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) 14 Ocak’ta uygulanmak üzere iş bırakma kararı aldı. Bu karar iş yerlerine iş bırakma tarihinden yaklaşık iki hafta önce duyuruldu. Kararın duyulması emekçiler içerisinde sendikaların ve KESK’in tartışılmasına yol açtı. Benzer bir şekilde Birleşik Kamu-İş de 19 Aralık’ta bir günlük iş bırakmıştı. Kamu-İş ile KESK’in iş bırakma gerekçelerine bakıldığında birkaç ayrıntı dışta bırakılırsa hemen hemen aynı taleplerin ileri sürüldüğü görülmektedir. Özet olarak çalışma ve yaşam koşullarının kötüleşmesi, kamu emekçilerinin ve emeklilerinin yaşamlarını sürdüremez hale geldikleri, TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranlarının gerçeği yansıtmadığı, hükümetin emekçileri ve emeklileri açlığa, sefalete ve yoksulluğa mahkum ettiği gibi nedenler ve ücretlerin insanca yaşayacak seviyeye çıkarılması, gerçek enflasyon oranında ve refah payı da gözetilerek arttırılması, seyyanen zamların emekliliğe yansıtılması talepleri yer alıyor.
İki konfederasyonun aynı taleplerle, ikişer hafta arayla hemen hemen aynı biçimle emekçileri iş bırakmaya çağırması; iş yerlerinde aynı koşullarda çalışan, çalışma sürdüren, aynı havayı soluyan, aynı duyguları yaşayan emekçileri öfkelendiriyor. Üyesi oldukları sendikaların kendilerinden habersiz aldığı eylem kararlarını tartışmalarına, eleştirmelerine yol açıyor. Öyle ki birçok iş yerinde (Çalıştığım iş kolu bağlamında eğitim iş kolunda) emekçiler bu hak alıcı olmayan, emekçileri yıpratan, sendikal ayrımı derinleştiren eylemlerin bir an önce son bulmasını istiyor. Emekçiler, hak almaya yönelik birleşik bir mücadelenin iş yerlerinden başlayarak nasıl kurulacağını tartışıyor.
Örneğin bir okulda farklı sendikalara üye eğitim emekçileri ya da sendikasız emekçiler ortak talepler için ortak mücadele başlığıyla bir metin kaleme alarak, bundan sonra emekçilerin iş yerinde ortak mücadelesini içermeyen eylemlere katılmama kararı aldı. Yine benzer şekilde başka bir iş yerinde konfederasyonların ortak talepler için ortak mücadelenin koşullarını oluşturmaları gerektiği söyleniyor ve bunun için iş yerinden başlayarak sendikalar üzerinde bir basınç oluşturmaya ve mücadeleyi ortaklaştırmaya dair karar aldıklarını ilan ediyorlardı.

Sendikaların bir şey yapmış olmak için aldıkları ve emekçilerin karara ortak edilmediği bu tür eylemler sendikal harekete olan güveni iyice zayıflattı. Bugün kamu emekçileri alanında sendikalaşma oranı yüksek görünse bile bunun gerçek nedeninin son yıllarda işveren iş birlikçisi sendikalara üye olmanın neredeyse işe başlamak için koşul haline getirilmesinden kaynaklandığını biliyoruz. Dolayısıyla mevcut sendikalar emekçilerin birleşme ve mücadele merkezi olmaktan çok uzaktır. İş birlikçi sendikalar emekçileri hükümetlerin dayattığı koşullara razı etmek için bir çaba içerisindedirler.
KESK, Birleşik Kamu-İş ve benzeri konfederasyonlar ise hem hükümetin baskıları sonucu ve hem de örneğin KESK’in giderek emekçilerden uzaklaşması, iş yerlerinden kopması sonucu etki ve gücünü kaybediyor. Keza bu iki konfederasyonun bugün kamu emekçileri içerisindeki örgütlenme düzeyi emekçilerin altıda birine anca denk geliyor. Bu durumda emekçilerin ana gövdesini kucaklamayan, iş yerlerinde emekçilerin kararlara dahil olmadığı, yukarıdan dayatılan eylemlerin emekçiler nezdinde bir karşılığı olmaması anlamına da geliyor.
Ne yapılmalı?
Son yıllarda çalışma ve yaşam koşulları giderek kötüleşen emekçiler, bugün birçok iş yerinde sendikalardan hızla uzaklaşmış durumda. Sendikaların çağrıları ve eylem kararlarına sendikaların şube yönetimleri dahi olumlu karşılık vermiyor. Örneğin geçen haftalarda iki konfederasyon Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde sınırlı sayıda insanla basın açıklaması yapabildi. Yapılan iş bırakma çağrıları hayat bulmadı, bulmuyor. Bu durum iş bırakma, grev gibi mücadele araçlarının içeriğinin boşaltılması sonucunu doğruyor.
Sendikaların yeniden emekçilerin birleşme ve mücadele merkezleri olması için iş yerinden başlayarak bütün emekçileri kucaklayan yeni bir harekete ihtiyaç vardır. Onun için iş yerinde farklı sendikalara üye ya da sendikasız emekçilerden oluşan iş yeri komiteleri ile işe başlanabilir. Bu yapının iş yerindeki tüm emekçileri bir araya getiren, kararları ortaklaştıran, emekçilerin ortaklaştığı talepleri iş yerinden başlayarak şubelere, şubelerden genel merkezlere doğru bir basınçla iten, böylece emekçi iradesini açığa çıkaran bir rolü olmalı.
Bu ve benzeri örgütlenmeleri işçi sınıfının geçmiş yıllardaki deneyimlerinden biliyoruz. Örneğin 1 Aralık 2000 tarihinde işçi ve kamu emekçisi sendikalarının oluşturduğu Emek Platformunun çağrısıyla yüz binlerce emekçi ortak talepleri için iş bırakmıştı.
KESK’in Kamu-Sen ile ortaklaştığı ve Kamu-İş ile diğer memur ve işçi konfederasyonlarının, emek ve meslek örgütlerinin de destek verdiği 25 Kasım 2009 tarihli “Grevli toplu sözleşmeli sendika” talepli bir günlük iş bırakma eylemine yüz binlerce emekçi katılmış, iş yerlerinde karar büyük bir coşku ile karşılanmış, konfederasyonlara üye olmayan emekçiler de iş bırakmıştı.
Örneğin metal işçileri bundan 10 yıl önce, başta Bursa Renault ve TOFAŞ’ta olmak üzere, iş birlikçi Türk Metal yöneticilerini karşılarına alarak imzalanmış olan toplu iş sözleşmelerini tanımamış, iş yeri komitelerini kurmuş, patrona, sendika bürokrasisine karşı kendi gücüyle mücadele etmişti.
İşte bugün yapılması gereken de geçmişte işçilerin ve kamu emekçilerinin örneğini verdiği birleşik mücadelenin izinden gitmektir.
Kapitalistlerin emeğe yönelik saldırılarını arttırdığı, sendikal, siyasal haklar ve örgütlenme özgürlüğünün tüm dünyada gerilediği günümüzde işçi sınıfı ve emekçilerin örgütlü ve birleşik bir mücadele dışında bir şansı kalmamıştır. İnsanca çalışma ve yaşam koşulları isteyen işçileri, kamu emekçilerini, üretmek istiyoruz diyen, geçinemiyoruz diyen yoksul köylüleri, açız diyen emeklileri, eşit ve özgür yaşamak istiyoruz diyen kadınları, gelecek isteyen gençleri birleştirecek, genel grev genel direniş hattından yürümek gerektiği açıktır.
Öyleyse işçi sınıfı ve kamu emekçilerinin geçmiş mücadele deneyimleri ile biriktirdiklerini de gözeterek acil talepler için ortak mücadelenin gereklerini yerine getirmek için iş yerlerinden başlayarak ortaklaşmaya ihtiyacımız var. KESK’in 14 Ocak’ta uygulamak üzere yaptığı iş bırakma çağrısının bu koşullarda (etkili şekilde) gerçekleşme olanağı yoktur. Bu karar gözden geçirilmeli, emekçilerle tartışılarak, acil ortak talepler noktasında bir çalışma ve eylem planı ortaya konmalı, emeğin birleşik mücadelesinin açığa çıkması için bütün olanaklar kullanılmalıdır.
Kaynak: evrensel.net
İlgili Haberler
EylemlerSözleşmeleri askıya alınan Karşıyaka Belediyesi emekçileri iş bırakma kararı aldı
TİS sürecinde sözleşmeleri askıya alınan Karşıyaka Belediyesi emekçileri belediye önünde açıklama yaptı. Aylık 30 bin TL kayıp yaşandığını belirten emekçiler, iş bırakma kararı ald
EylemlerÇanakkale'de ulaşım durdu: Halk otobüsü şoförlerinden iş bırakma eylemi
Çanakkale’de halk otobüsü şoförleri, üç aydır ödenmeyen maaşlar ve ağır çalışma koşulları nedeniyle iş bıraktı. Sendika, ücretler ödenene kadar eylemlerinin süreceğini açıkladı.
Kesk’ten Türkiye Genelinde Büyük İş Bırakma Eylemi! "Bu Bütçeyi Kabul Etmiyoruz!"
KESK 19 Aralık'ta iş bıraktı! 2026 bütçesi görüşmeleri sürerken kamu emekçileri Ankara, İstanbul ve İzmir'de meydanlarda. Açlık sınırı 30.327 TL, yoksulluk sınırı 93.697 TL oldu. KESK'in vergi ve maaş talepleri haberimizde.