Eğitim-İş'ten Üniversitelere Kritik Rapor: "Özgür, Demokratik ve Bilimsel Üniversite İçin Mücadeleye Devam!"
Eğitim-İş Sendikası, 2024-2025 Yükseköğretim Raporu'nu açıkladı. Genel Başkan Kadem Özbay, üniversitelerdeki akademik özgürlük kısıtlamalarına, liyakat eksikliğine ve bütçe sorunlarına dikkat çekerek, özgür ve bilimsel üniversite için mücadele çağrısı yaptı.

ANKARA – Eğitim-İş Sendikası, 2024-2025 akademik yılına ilişkin Yükseköğretim Yıl Sonu Değerlendirme Raporu’nu ODTÜ önünde ve Türkiye genelindeki üniversitelerde düzenlediği basın açıklamalarıyla kamuoyuna duyurdu. Sendika, üniversitelerin mevcut yapısal sorunlarına, akademik özgürlüklerin kısıtlanmasına, liyakat eksikliğine ve öğrencilerin karşılaştığı ekonomik ve sosyal zorluklara dikkat çekerek, bilimin ışığında, özgür ve demokratik bir üniversite çağrısında bulundu. Genel Başkan Kadem Özbay, “Bu karanlığa teslim olmayacağız!” mesajını verdi.
Eğitim-İş Sendikası, Türkiye yükseköğretim sisteminin içinde bulunduğu durumu mercek altına aldığı kapsamlı bir raporla, akademik camianın ve öğrencilerin yaşadığı sorunları gündeme taşıdı. Ankara ODTÜ önünde yapılan merkezi basın açıklamasına, Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay başta olmak üzere tüm Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri, Birleşik Kamu-İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım ve Ankara şubelerinden yoğun katılım gerçekleşti.
Üniversiteler "En Ağır Kuşatma Altında": Bilim Yerine Rant, Liyakat Yerine Yandaşlık
Genel Başkan Kadem Özbay, yaptığı açıklamada, Türkiye üniversitelerinin tarihinin en ağır kuşatması altında olduğunu ifade etti. Özbay, yükseköğretimin, akademik özgürlüğün, bilimsel liyakatin, düşünce özgürlüğünün ve gençliğin geleceğinin gasp edildiğini belirterek, “Üniversitelerimiz bilim değil, rant üreten kurumlara dönüştürülüyor. Akademik liyakat yerine yandaşlık, özgür düşünce yerine itaat dayatılıyor!” sözleriyle sistemdeki çarpıklıkları vurguladı. Apartman dairelerine sıkıştırılmış üniversiteler ve siyasi yakınlığa göre belirlenen akademik kadroların, nitelikli eğitim ve özgür bilim üretme ortamını yok ettiğine dikkat çekildi.
Rakamlar Alarm Veriyor: Türkiye Üniversiteleri Nerede?
Rapor, 2024-2025 verilerine göre Türkiye’deki 208 üniversitede (129 devlet, 79 vakıf) 185 bini aşkın akademik personel ve 6.8 milyon öğrenci bulunduğunu ancak bu dev sistemin eğitim ve bilim üretme işlevini yitirdiğini ortaya koydu. Bilimsel yayın yapmamış isimlerin rektör olarak atanması ve ilerici akademisyenlere yönelik baskı, soruşturma ve sürgünlerin arttığı belirtildi.
Özbay, vakfı dahi olmayan "apartman üniversitelerinin" ticarethane mantığıyla işlediğini, diploma pazarlayan kurumlara dönüştüğünü ve reklam bütçelerinin Ar-Ge harcamalarını geride bıraktığını eleştirdi.
Ekonomik Zorluklar ve Gençlik İşsizliği
Eğitimin hızla ticarileşmesinin milyonlarca genci eğitimden kopardığına dikkat çekilen raporda, 2015-2023 yılları arasında 2 milyondan fazla gencin ekonomik nedenlerle üniversite eğitimini yarıda bıraktığı bilgisi paylaşıldı. Mezun olan gençlerin ise yüksek işsizlik ve düşük ücret sorunlarıyla karşı karşıya kaldığı vurgulandı.
YÖK: Bilimin Önünde 44 Yıllık Engel
12 Eylül darbesinin ürünü olan YÖK'ün, sayısız akademisyeni susturduğu ve üniversitelerin ruhunu boğduğu belirtildi. Avrupa Üniversiteler Birliği'nin 2024 raporuna göre Türkiye'nin akademik özerklik açısından 35 ülke arasında 35. sırada yer alması, üniversitelerin "tek adam rejiminin tahakkümüne sokulduğunun açık göstergesi" olarak nitelendirildi.
Liyakat Yerde, Yandaş Zirvede: Rektör Atamaları ve Akademik Kadrolar
Rektör atamalarının Cumhurbaşkanı'nın takdirine bırakılması sertçe eleştirildi. Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki iptal kararına rağmen 56 üniversiteye anayasaya aykırı rektör atandığı ve iktidarın yeni bir yasa teklifiyle Cumhurbaşkanına YÖK üyesi ve üniversite rektörü atama konusunda tam yetki vermeyi hedeflediği belirtildi. Akademik kadroların bilimsel liyakat yerine siyasi sadakate göre şekillendiği, kişiye özel kadroların açıldığı ve araştırma görevlisi sayısının 2022'den 2025'e düşüşü (52 binden 39 bine) endişe verici bulundu.
Üniversite Bütçeleri Yetersiz: Bilime Değil, İtaate Yatırım mı?
2025 yılı devlet üniversiteleri bütçesinin 487 milyar TL, Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin ise 130 milyar TL olması karşılaştırıldı. Raporda, üniversitelerin teknik donanım, kütüphane, laboratuvar ve yurt gibi temel ihtiyaçlar açısından yetersiz kaldığı, bilimsel üretimin temel unsuru olan araştırma ve kongre katılım imkanlarının kısıtlandığı belirtildi. Bu tablonun "ülkenin bilime değil, itaate yatırım yaptığını açıkça gösterdiği" ifade edildi.
Eğitim Niteliği Düşüyor, Küresel Denklik Riski Artıyor
URAP sıralamalarında ilk 1000'deki Türk üniversitesi sayısının 2016'da 18 iken 2023'te 9'a düşmesi, eğitimin niteliğindeki düşüşün kanıtı olarak sunuldu. Türkiye'nin bilimsel yayın kalitesi açısından birçok Ortadoğu ülkesinin gerisinde kaldığı ve üniversitelerin "liseden hallice yapılara dönüştüğü" belirtildi. Sendika, bu politikaların devam etmesi halinde Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkenin Türkiye'den mezun olanlara denklik belgesi vermeme riski taşıdığı uyarısında bulundu.
Üniversitelerin iktidara bağlı yöneticiler eliyle siyasallaştırıldığı, özgür düşünce ve bilimsel üretimin engellenmeye çalışıldığı vurgulandı. Söyleşi ve anma etkinliklerinin yasaklanırken, gerici yapıların üniversitelerde etkili hale geldiği ve pedofiliyi savunan isimlerin üniversitelerde konuşturulmasının eğitim sisteminin çöküşünü tescillediği ifade edildi.
Öğrencilerin ve İdari Personelin Sorunları
Öğrencilerin anayasal demokratik haklarını arama girişimlerinin baskı, şiddet ve haksız tutuklamalarla engellendiği, eğitim haklarının ellerinden alındığı belirtildi. Kampüslere polisin girmesine izin verilmesi ve öğrencilere yönelik şiddet kınandı.
Üniversite idari ve teknik personelinin ise ağır ayrımcılığa maruz kaldığı, görevde yükselme sınavlarının düzenli yapılmadığı, mülakat uygulamalarının haksızlıklara yol açtığı vurgulandı. Mühendis, mimar ve şehir plancıları gibi teknik hizmetler sınıfındaki çalışanların ek göstergelerinin artırılması gerektiği belirtildi.
"Üniversitelerimiz Kurtarılmalıdır!"
Eğitim-İş, ülkenin bilimsel geleceği için üniversitelerin özerk, demokratik ve özgür yapıya kavuşmasının elzem olduğunu vurguladı. 12 Eylül darbesi mirası YÖK'ün kaldırılması, üniversitelerin siyasi otoritelerden bağımsız, demokratik kurumlar olarak yeniden yapılandırılması çağrısı yapıldı. Üniversite yönetimlerinin demokratik ve katılımcı olması, yeterli bütçe ayrılması, AR-GE çalışmalarının güçlendirilmesi ve akademik-idari personelin haklarının iyileştirilmesi gerektiği belirtildi.
Sendika, üniversitelerin özgürlük ve özerklik mücadelesine desteklerini kararlılıkla sürdüreceklerini ve hukuksuz işlemleri yargıya taşıyacaklarını ifade ederek, "Üniversitelerimizi kurtarmak için hep birlikte mücadeleye devam edeceğiz!" diyerek basın açıklamasını sonlandırdı.
İlgili Haberler
GündemEğitim-Sen: Üniversitelere yönelik güvenlik genelgesi geri çekilsin
İçişleri Bakanlığı'nın 81 il valiliğine gönderdiği genelgede öngörülen istihbarat faaliyetleri ve kampüslerde parmak izi/turnike uygulamalarına Eğitim-Sen'den tepki geldi.
KESK’ten Türkiye Çapında Büyük Eylem Çağrısı: "Geçinemiyoruz! Halk İçin Bütçe ve Demokratik Türkiye İstiyoruz"
KESK, "Geçinemiyoruz" diyerek Kasım'da Samsun, Adana, İzmir ve Van'da alanlara iniyor. Halk İçin Bütçe ve yoksulluğa karşı mücadele çağrısı. Emek örgütleri birlik olmaya davetli.
SendikaHAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan'dan Demokratik Kongo Heyetine Sıcak Karşılama ve Güçlü Mesajlar
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Demokratik Kongo'dan gelen sendika heyetiyle bir araya geldi. Eğitim programında uluslararası dayanışma, Filistin ve Kongo halklarının ortak acıları, Türkiye'deki sendikal hak mücadeleleri gibi konular ele alındı.