Birleşik Kamu-İş'ten Hükümete ve Cumhurbaşkanına Sert Tepki: Yürüyüş Engellendi, "Mücadelemiz Ablukalara Sığmayacak!"
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, toplu sözleşme görüşmeleri sonrası Cumhurbaşkanlığı'na yürümek isterken polis ablukasıyla engellendi. Genel Başkan Orhan Yıldırım, hükümetin zam teklifini reddederek, sorumlu makamın bizzat Cumhurbaşkanı olduğunu ve doğrudan görüşme talep ettiklerini açıkladı.

ANKARA - Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, memur ve memur emeklilerinin taleplerini bizzat Cumhurbaşkanı'na iletmek üzere düzenlediği yürüyüşün polis ablukasıyla engellendiğini duyurdu. Konfederasyon Genel Merkezi önünde yaşanan gerginliğin ardından, Genel Başkan Orhan Yıldırım, polis kordonunun önünde bir basın açıklaması yaparak hükümetin toplu sözleşme sürecindeki tavrını sert bir dille eleştirdi ve mücadelelerinin devam edeceğini belirtti. Açıklamanın ardından sendika üyeleri bir saatlik oturma eylemi gerçekleştirdi.
Toplu Sözleşme Süreci ve Yaşanan Hayal Kırıklığı
Açıklamasına "Haklarımızın peşini bırakmayacağız!" diyerek başlayan Yıldırım, 4 milyonu aşkın kamu emekçisi, 2.5 milyon memur emeklisi ve aileleriyle birlikte yaklaşık 25 milyon vatandaşı ilgilendiren toplu sözleşme sürecinde hükümetin kendi yarattığı ekonomik krizle kamu çalışanlarını baş başa bıraktığını savundu. Temmuz ve Ağustos aylarında orman yangınlarının, tutuklanan muhalif belediye başkanlarının, dolar ve euro kurunun ve gıda fiyatlarının sürekli artarken, toplu sözleşme masasında konuşulan maaşların hiç artmadığını söyledi.
Memur ve memur emeklileriyle adeta alay edildiğini iddia ettiği son teklifi kabul etmediklerini belirten Yıldırım, 18 Ağustos'ta tüm konfederasyonlarla birlikte ülke çapında iş bırakma eylemi yaptıklarını hatırlattı.
Sistemsel Eleştiriler ve Hükümete Suçlamalar
Yıldırım, mevcut toplu sözleşme sisteminin adaletten uzak olduğunu vurgulayarak, "Toplu sözleşme yasasında grev hakkının olmaması ve 11 kişiden oluşan Hakem Heyeti'nin çoğunluğunun Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmesi, masada adil bir hakemlik yapılmasını imkânsız hale getirmektedir" ifadelerini kullandı.
Yaklaşık bir aydır süren görüşmelerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın yalnızca Maliye Bakanlığı'na aracılık ettiğini, zam konusunda hiçbir yetkisinin ve inisiyatifinin olmadığını öne süren Yıldırım, "Bu nedenle ikinci teklifin ardından bu zam oranlarını asıl belirleyen adres olan Maliye Bakanı'nı doğrudan masaya davet etmiştik" dedi. Maliye Bakanı'nın masaya gelmek yerine geri planda kalarak son teklifi verdirmesini eleştirdi.
Yıldırım, 2025 yılının ilk 6 ayında bütçeden faize 1 trilyon 111 milyar lira ödenmesini hatırlatarak, "hükümetin tercihinin emekçiden değil faiz lobisinden yana olduğu açıkça görülmektedir" şeklinde konuştu.
Son Sözü Söyleyecek Makam Cumhurbaşkanı'dır
Toplu sözleşme sürecinin Hakem Heyeti aşamasına geldiğini belirten Yıldırım, heyetin çoğunluğunun Cumhurbaşkanı tarafından atanması nedeniyle bu aşamadan sonra asıl belirleyici makamın bizzat Cumhurbaşkanı olduğunu söyledi. Yıldırım, maaş ve sosyal haklarla ilgili son sözü söyleyecek makamın, Hakem Heyeti'nin çoğunluğunu atayan Cumhurbaşkanı olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı'na seslenen Yıldırım, "Ya 25 milyona ulaşan memur, memur emeklisi ve ailelerini açlık ile yoksulluğa mahkûm eden kararı verecek, ya da insani yaşam koşullarının sağlanması için düzenleme talimatını vererek vatandaşına biraz da olsa nefes aldıracaktır" dedi.
Yıldırım, Cumhurbaşkanı'nın durumdan tam olarak haberdar edilmediğini düşündükleri için vekaleten bakanlar veya Hakem Heyeti ile değil, bizzat kendisiyle görüşmek istediklerini belirtti. Son olarak, "Yarın akşama kadar Cumhurbaşkanı'ndan bu yönde bir çağrı gelmezse, 25 milyonun haklarının sesi olmak adına Cumhurbaşkanlığı binasının önünde kamuoyuna açıklama yapacağımızı ilan ediyoruz" diyerek sözlerini noktaladı.
İlgili Haberler
İşçiİşe iade davasını kazanan Adöksan işçisi kadınlar: Mücadelemiz sürecek
İşe iade davasını kazanan Adöksan işçisi kadınlar anlattı: "Baskısız, şiddetsiz, huzur içinde çalışmak bizim önceliğimiz. Bu sefalet ücreti yerine çocuklarımızın karnının doyabileceği bir ücreti istiyoruz"
GrevlerTemel Conta’da ‘grev kırıcılığı’ mahkemece onaylandı: ‘Mücadelemize daha bir umutla devam edeceğiz’
İzmir’de Temel Conta patronunun yaptığı 'grev kırıcılık' mahkeme kararıyla da onaylandı. Hakları için 449 gündür direnen işçiler duruşma sonrası yaptıkları açıklamada, mücadelelerinin süreceğini kaydetti.
SendikaTemel Conta işçileri Torbalı’da direnişte: “Grev çadırı taşınabilir ama mücadelemiz yerinden oynatılamaz”
Sendikal hakları için 408 gündür direnen Temel Conta işçileri, patronun makineleri Torbalı Pancar Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikaya taşıması üzerine direniş çadırını burada kurarak basın açıklaması yaptı.