Aksa Genel Merkezi Önünde Kitlesel Eylem: Bursagaz İşçilerinden Yetki İtirazı ve İşten Çıkarmalara Tepki
10:18Asgari Ücretlinin Kaybı 6 Bin TL’yi Aştı: İşçi ve Memur Konfederasyonları Ücret Politikalarını Eleştirdi
10:11HAK-İŞ’ten Ankara’da Dev İSG Projesi: "İş Kazalarını Önlemek İçin Zihniyet Değişimi Şart"
10:05Sakarya'da Fındık Toplamaya Gelen 13 Yaşındaki Yusuf Kesen Yaşam Mücadelesini Kaybetti
10:01İBB Saraçhane Önündeki 126 Günlük Direniş Kazanımla Sonuçlandı: Ağaç A.Ş. İşçilerine İşe İade Anlaşması
14:54Türkiye Ekonomisi 2026'nın İkinci Çeyreğinde %2,3 Büyüdü: TÜİK GSYH Verilerini Açıkladı
14:10Batman'da Özel Spor Salonunda Yangın Faciası: 3 Can Kaybı, Adli ve İdari Soruşturma Başlatıldı
14:06TÜİK ve DİSK-AR Temmuz 2026 İşsizlik Verilerini Açıkladı: Geniş Tanımlı İşsiz Sayısı 12,3 Milyona Ulaştı
13:47Girne Açıklarındaki Gemi Faciası Türkiye'yi Yasa Boğdu: Sendikalar ve Konfederasyonlardan Taziye ve İhmal Araştırması Çağrısı
13:34TÜRK-İŞ Ağustos 2026 Verilerini Açıkladı: Açlık Sınırı 37 Bin TL’yi, Yoksulluk Sınırı 121 Bin TL’yi Aştı
Ankara OSTİM’deki MESEM'li çıraklar meslek öğrenemediklerini, atölyelerde temizlik, getir-götür işleri yaptıklarını, hatta patronun şahsi hizmetlisi gibi kullanıldıklarını anlatıyor.
Mesleki eğitim merkezleri (MESEM), aileler için “Çocuğum iş öğrensin, meslek sahibi olsun” umudu, ustalar için “Sanayide usta yetişmesi” için bir beklenti, onlar için iş kolaylaştırıcı, patronlar içinse “Bedavaya çalışacak elemanlar, daha fazla zenginlik kaynağı”… Yani işçilerin, emekçilerin ve patronların programdan asla birbiriyle uyuşmayan farklı beklentileri var. Yalnız patronlar çoğu zaman bunu açıkça dillendirmiyor, aynı şekilde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından da. “Mesleki eğitimin önemi, çocukların meslek sahibi olması” kılıflarıyla programa ailelerin ve çocukların “rızası” sağlanıyor.
MESEM’lere kayıtlı 2020’de 159 bin öğrenci varken bugün bu sayı 5 yılda 3 kattan fazla artarak 546 bine dayandı. Bu da programın ne ölçüde “revaçta” olduğunu gösteriyor. Öyle ki OSTİM’de imalata dayalı atölyelerin birçoğunda neredeyse en az bir MESEM’li bulunuyor. Çırak olmadan çalışan atölyelerdeki bir usta ise şöyle diyor: “Patron asgari ücretin üçte birinden fazlasını vermem diyor, çıraklar da bu koşullara çalışmak istemiyor.”

OSTİM’den çıraklar, MESEM’liler atölyelerde iş öğrenemedekilerini ifade ediyor. Ayak işleri, getir götür, tezgahların temizliği, parçayı sök tak işlerinin yanı sıra hatta kimi işletmelerde patronun şahsi hizmetlisi gibi kullanılıyorlar. Birçoğu eğitimden geri kaldığını, meslekte gelişmek için üniversite okumak istese bile okuyamayacağını, “Artık bir yola girdiğini” ifade ediyor.
Patronlar için bu iki yönlü bir avantaj. Birincisi, halihazırda kullandıkları ucuz çocuk emeği. Önceden verilen devlet desteğine ek ücretler de artık oto sanayi dışında özellikle metal sektöründe OSTİM’de MESEM’lilere çoğunlukla verilmiyor. 3 usta yerine 1 usta çalıştırıyor. Onu da uzun çalışma süresiyle yanına çırakları vererek çalıştırıyor. Öyle ki hatta büyük bir atölyede çalışan OSTİM’den bir MESEM’li, “Bizim bölümün ustası yok ve bize çok baskı yapıyorlar” diyerek gerçekliği ortaya koyuyor. Nitelikli elemandan tasarrufu, MESEM’liler üzerinden sağlıyor. İktidar da KOBİ’ler üzerinden kendi taban desteğini sağlamaya çalışıyor.

İkincisi ise, uluslarası sermayenin imalat sanayiinde ortalama ücretleri düşürerek daha fazla kâr sağlamasının bir yolu olarak saray iktidarı, MESEM’leri öne çıkarıyor. Liselerde örgün öğretimdeki “başarısız” öğrenciler, MESEM’lere yönlendiriliyor. Yani işin ucunda Koç’un, Sabancı’nın, Ford’un, Renault’nun daha fazla kâr etmesi var. Öyle ki OSTİM’de birçok işletme Türk Traktör’ün, ASELSAN’ın ve daha birçok sanayi devinin yan sanayisi olarak çalışıyor. Genel anlamda ücretlerin düşmesi, sanayideki ustaların da gelecek beklentileriyle çelişki içerisinde.
MESEM’lerde en az 17 çocuk iş cinayetinde hayatını kaybetti. En güvenli, denetimli olabilecek yerde Mecliste bile MESEM’li öğrenciye cinsel istismar iddiası gündeme geldi. Yaşadıkları hayattan dolayı psikolojik problemler yaşayan MESEM’liler var. Bu program böyle işlerken bu mesleki eğitim değil, ancak Saray iktidarının ve sermayedarların bu ülkenin çocuklarına verdikleri “değer”in göstergesi.
İş yerleri daha fazla denetlense sorunlar düzelmez mi? Düzelmez. Çünkü sorunların temel kaynağı iş yerlerinin denetlenmesi değil. Sorunların esas kaynağı sermaye ilişkilerinde, MESEM programının baştan aşağı sermayedarların ihtiyaçları doğrultusunda planlanmış olması. Bu, tabii ki iş yerlerinde denetim olmasın anlamına gelmez. Öyle ki kimi iş yerlerine denetime giden öğretmenlere çıraklar bile gösterilmiyor, öğretmenler üretim alanına sokulmuyor. Dolayısıyla, tamamiyle patronların insafına terkedilmiş çocuklar ve devletin en tepeden sonuna kadar desteklediği bu program için denetim çözüm olamaz.

Kimi ustalar, “Biz de çırakken çok çektik, erken yaşta çalışmaya başladık. Şimdi meslek sahibiyiz” dese de günümüzün problemleri de geçmiştekilerden çok daha yoğunlaşmış vaziyette.
Geçim sıkıntısı karşısında aile boyu çalışmak durumunda kalan emekçi ailelerin, işçilerin, yalnızca çocuklarının değil kendi geleceklerini de düşünüyorlarsa, bu program karşısında nitelikli, bilimsel, uygulamaya dayalı bir mesleki eğitimi savunmaktan, MESEM programının iptal edilmesi için mücadele etmekten başka şansı yok. Çünkü bu ülkenin çocukları bunu şimdiden kabul etmiyor.
(Evrensel)
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir