x


x
x

‘Yeni Çeltek’te 900 maden işçisi sıkılı bir yumruk gibiydi’

Giriş: 16.02.2026 - 12:47
Güncelleme: 16.02.2026 - 12:47

Yarım asır önce yaşanan Yeni Çeltek madenci direnişi halen hafızlarda. Direnişi var eden işçilerden Mehmet Şahin, “Şimdi Türkiye'de bizim konseyler gibi çalışan bir şey yok. Yeni Çeltek’te 900 maden işçisi sıkılı bir yumruk gibiydi."

‘Yeni Çeltek’te 900 maden işçisi sıkılı bir yumruk gibiydi’

Tarih 1 Mayıs 1978. Yer Taksim Meydanı. 34 kişinin katledildiği 1977 1 Mayıs’ından bir yıl sonra aynı meydanda DİSK/ Yeraltı Maden İş pankartının önünde, ellerinde kazma ve balyozları, başlarında baret ve fenerleriyle maden işçileri yürüyor. Adeta “Hesap sormaya geldik” dercesine.  

O işçilerden biri de Yeni Çeltek Maden işçilerinden Mehmet Şahin’di; “Taksim’e çıkarken benim elimde kazmam var, birinin elinde balyoz var, birinin elinde balta var. Polis geldi, ‘Arkadaşlar nereye gidiyorsunuz siz? Bunlar suç aleti’ dedi. Biz de ‘Biz, ekmeğimizi bunlarla çıkarıyoruz’ dedik ve öyle girdik.” 

Amasya’nın Suluova-Merzifon bölgesindeki yerel bir direniş olan Yeni Çeltek maden işçilerinin direnişi, bulunduğu bölgede yarattığı etkiye ek olarak, kendisini Türkiye emek hareketi tarihine yazdırmayı başaran işçi konseyleri deneyimleriyle hâlâ hafızalarda. Mehmet Şahin ile doğup büyüdüğü ve yaşamaya devam ettiği Amasya’nın Merzifon ilçesine bağlı Kayadüzü beldesinde görüştük. Kendisine ulaşmamı sağlayarak bu röportajın gerçekleşmesini mümkün kılan Tüm Köy Sen (Tüm Üretici Köylüler Sendikası) Genel Sekreteri Sadık Turan’a buradan da teşekkür etmek isterim.

Üretenlerin yöneten haline geldiği bir deneyim 

 

1970’li yılların işçi hareketlerine damga vurmuş olan direnişlerden Yeni Çeltek madencilerinin öz yönetim ve işçi konseyleri temelli örgütlenme biçimi Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonuna (DİSK) bağlı Yeraltı Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Çetin Uygur ile birlikte hatırlanır. Yeni Çeltek, üretenlerin yöneten haline de geldiği bir deneyimdir.

Yeni Çeltek Kömür ve Madencilik işletmesi, 1954 yılında faaliyete başlayan Amasya Şeker Fabrikasına bağlantılı olarak 1955 yılında yer altı linyit kömürü üretimi için kuruluyor. Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ’nin (T.Ş.F.) bir alt kuruluşu. Şeker kazanlarını kaynatmak için gerekli enerjiyi sağlamak bu madende üretilen linyit kömürü ile mümkün oluyor. 

‘Babam madenci, ben madenci, oğlum madenci’

 

Kayadüzü’deki meydanda bulunan kahvede Mehmet Şahin’i dinliyoruz: “1954 yılının ocak ayının 10’unda Amasya’nın Merzifon ilçesine bağlı Kayadüzü beldesinde doğdum. Yani burada. Madenci oğlu madenci. Babam da madenciydi, ben de madenciydim, oğlum da madenci. Bizim burada Eski Çeltek Kömür Madeni de var, Yeni Çeltek Kömür Madeni de var. Eski Çeltek 1937’de açılmış. 1937 yılında bizim bu yöremizde sigortalı işçi çalışmaya başlamış. 1970’li yıllarda bir de Almanya çıkınca, 200-300 kişi de çalışmak için Almanya’ya gidince bizim halkımız maddi olarak sıkıntı çekmedi. Bizim köyde her eve bir emekli maaşı giriyor. Bizim bu yörede o yıllardan beri sigortalı çalışılmış.”

Mehmet Şahin, ilk okuldan sonra okula devam edemediğini anlatıyor. “Ben okuyup öğretmen olacaktım, ama dedem beni çobanlık için yaylaya sürdü” diyor gülerek. 2 kardeşler. Evli ve beş evlat sahibi Mehmet Şahin, Yeni Çeltek’te çalışmaya 1977 yılında başlamış. “Benim madenci ehliyetim var. Metan gazını ölçüyorum, diğer gazları ölçüyorum. Çalışmış olduğumuz galeriye kaç metre küp hava gitmesi lazım, kaç tane insan çalışıyor. Bunları hep ölçüyorum” diyerek heyecanla anlatıyor. Yeni Çeltek’teki çalışma süresi, direniş sonunda kovulduğu 1980’e kadar sürmüş.


Çetin Uygur’dan söz açınca heyecanla devam ediyor: “Çetin Uygur geldiğinde örnek vereyim Maden Emniyet Nizamnamesine göre madende çalışan insanlara bir kilo süt veya yoğurt verilir diye yazılır. Çetin Uygur, işverene, ‘yer altında çalışanlar için buraya 600 kilo yoğurt getireceksin’ diye diretiyor. Ve yoğurdu getirtti oraya. Arkadaşlarımız bu yoğurdu aldılar, çoluk çocuğuyla yediler.” 

Yeni Çeltek direnişi, Yeraltı Maden-İş’in Yeni Çeltek Kömür ve Madencilik İşletmesinde 1976 yılında örgütlenmesiyle başlıyor. Yeni Çeltek’te örgütlenen Yeraltı Maden-İş ilk toplu sözleşme sürecinde işverenle tüm taleplerin kabul edilmesi üzerine anlaşarak grevden başarıyla çıkıyor. Yeni Çeltek direnişinin geleceğe bir mücadele mirası olarak kalmasının en temel özelliğini işçi konseyleri deneyimi oluşturuyor.

İş yerinde 20-25’er kişilik işçi gruplarından oluşan işçi komitelerinde ifadesini bulan konseyler, işçilerin sendika yönetimine katıldığı, toplu sözleşme süreci dahil tüm aşamalarda etkili olduğu yönetim mekanizmalarıydı. Yeni Çeltek direnişinin bütün yöreyi içine alarak etkili biri boyuta ulaşması işverenleri telaşlandıran bir noktayı ifade ediyordu. 1980 yılında toplu sözleşmede yaşanan anlaşmazlık sonucunda başlayan grev sonrası işveren, ocakları zarar ettiği gerekçesiyle kapattığını açıkladı. Sendika ve Yeni Çeltek işçileri, bu kararı tanımayarak 26 Nisan’dan itibaren üretimi sürdürdüler. 

Mehmet Şahin’in anlattıklarına göre, mahkemede hakim Çetin Uygur’a “Sen, sana ait olmayan bu madeni nasıl çalıştırıyorsun?” diye sorunca, Uygur da şu yanıtı vermiş: “İşverenle ücret konusunda anlaşamadık. Yeni Çeltek’i 3 ay şöyle çalıştırdım. Şu kadar kömür sattım, işçinin ücretini verdim, fabrikanın bütün giderlerinden sonra işverenin kasasına da şu kadar para koydum.” Şahin, bunun üzerine hakimin de, “Belge böyle olur, bu dava bitmiştir” dediğini aktarıyor. 

Mehmet Şahin’e, işçi konseyleri deneyiminin kendisi için neyi ifade ettiğini soruyoruz, şöyle yanıt veriyor: “Şimdi Türkiye Cumhuriyeti’nde bizim konseyler gibi çalışan hiçbir şey yoktur. Mesela biz greve gittik. İşveren sandı ki, bunlar 15-20 gün sonra teslim olur. 1 aydan fazla geçti ve artık Yeni Çeltek’in çevresi düğün bayram yerine döndü. Mesela çevre köylerden birisi çörek ve bir koyun ile grevimizi desteklemeye gelmiş. Bunu duyan diğer köyler de öyle gelmeye başladı. O grev zamanında yer altını bırakmıyoruz. Her bölümden ikişer insan yer altına gidiyor. Madeni terk etmedik. Yeni Çeltek metan gazı çok olan bir maden. Orada 68 insanımız öldü ya. İnsan hatası diyorlar ama değil. Madende ilk önce yazar, ‘Önce emniyet’. İş güvenliği, can güvenliği. Bunları hayata geçiremezsen işveren için de zor, işçi için de zor.” 

Mehmet Şahin, işçi konseylerinin işçileri iş cinayetleri karşısında da uyanık tutan bir işlev gördüğünü anlatıyor.

Madenci anıtı ve bir hafıza mekanı
 

1955’te açılan Yeni Çeltek’te; 1965’te 69, 1982’de 58, 1990’da 68 madenci olmak üzere, 195 işçi iş cinayetine kurban gidiyor. Sohbetimizin ardından belde de bulunan, bir hafıza mekanı olan anıtlığı ziyaret ediyoruz. Madende can veren tüm işçiler fotoğrafları, ölüm tarihleriyle birlikte bu mekanda sergileniyor. Kapalı bölümün dışındaki alanda, madene girişi sembolize etmek üzere bir baca ağzı ile büyük bir madenci anıtı dikkati çekiyor.

Şeker ve madenin birbirine entegre iki üretim halkasını oluşturması, yıllar içindeki işçi mücadeleleriyle birlikte işçiler ile köylülerin dayanışmalarına kaynaklık eden bir kültürü de beslemiş. Yeni Çeltek işçileri ile pancar köylüleri arasındaki ilk dayanışma bağları 1976 yılındaki ilk grevleri sırasında kurulmuş. İşçiler, grev sonrasında imzaladıkları toplu sözleşmeye bölge halkına kömür almada öncelik verileceği maddesini koydurmuşlar. Konseyler ürettikleri kömürün halkın yararına kullanılmasını öncelemişler yani. 

Mehmet Şahin, konseylerin oluşum ve çalışma biçimleriyle birlikte, Çetin Uygur ile geçirdikleri zamanı anlatırken şöyle devam ediyor: “Çetin Uygur, yer altı ile yer üstünü ayırdı. Alttan yukarıya doğru komiteler oluşturdu. Konseyleri işçilerin çalıştıkları bölüm ve vardiyalara göre yapardık. Çetin Uygur, insanlara 22 tane soru sordu ve onların yanıtlarından buradaki insanların taleplerini çıkardı. O, arkamızda değil önümüzde yürüyen bir sendika başkanıydı.”

‘Et Balık Kurumu karakola dönüştürüldü’

 

İşçi hareketinin ve devrimci mücadelenin üzerine balyoz gibi inen 12 Eylül askeri darbesinden sonra Yeni Çeltek işçilerinin tamamına yakınının gözaltına alındığı koşullarda bölge çapında devrimcileşmenin sonucu olarak gerçekleştirilen kitlesel gözaltılar nedeniyle Et-Balık Kurumu karakola dönüştürülmüştür. Mehmet Şahin’e Et Balık Kurumunu soruyorum, “Bizim sülalemizi götürdüler Et Balık’a. Elektrik, Filistin askısı… Üzerimizde her türlü işkenceyi denediler” diyor.

Mehmet Şahin, şu anda çok az sendikanın sürdürdüğü işçi eğitimlerini o dönemde almış olmalarının önemine de özel bir vurgu yapıyor: “Yeni Çeltek’te 900 maden işçisi sıkılı bir yumruk gibiydi. Nasıl sıkılı bir yumruk? Yeni Çeltek’te kimsenin vasıfsız bir işçiyi ezme imkanı olamazdı. Bu eğitimi aldık biz. Sendikacılar bize ilkel komünal toplumdan köleci topluma, oradan kapitalist topluma ve emperyalizme geçiş dönemine kadar anlattılar.”

Direniş dönemlerini anlatırken, “1 Mayıs’ta hiç kimse eyleme çıkamazken Yeni Çeltek işçisi davul zurna ile halay çekiyordu. Birlik beraberlik vardı” diyor.

Bu röportajın hazırlık aşamasında Sosyolog Dr. Güneş Gümüş’ün “Yeni Çeltek direnişi: Madenden bölgeye yayılan ı̇şçi özyönetimi” başlıklı makalesinden yararlandığımı özellikle belirtmeliyim.

Mehmet Şahin, sohbetimiz sırasında sözü bugüne getiriyor ve özgürlük mücadelesiyle ekmek mücadelesi arasındaki bağa işaret ediyor: “Şimdi İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından İstanbul’da bir sürü insan eylem yaptı. O eyleme katılanlar İmamoğlu’nun akrabası mı? Hepsi İmamoğlu için mi sokağa çıktı? İnsanlar kendi kavgasını veriyor.”

 

Giriş: 16.02.2026 - 12:47
Güncelleme: 16.02.2026 - 12:47

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:



next
ANASAYFA SENDİKA GÜNDEM EYLEMLER INTERNATIONAL NEWS RESMİ GAZETE ÇOCUK VE KÜLTÜR TURKISH REPUBLIC OFFICIAL GAZETTE NEWS GREVLER
Anasayfa Kategoriler
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !