Türk Büro-Sen’den Afyonkarahisar’da "Kamu Personel Rejimi" Çıkışı: "Yamalarla Çözüm Arayışı Memuru Mağdur Ediyor"
12:05Sendikalar ve Sivil Toplumdan KKTC İçin Ortak Duruş: Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. Yılında "Milli Dava" Vurgusu
11:57KHK’lıların 10. Yıl Mücadelesi: KESK’ten "Adalet ve Geri Dönüş" Çağrısı
11:51Gebze ve Bursa’da "Dilovası İşçi Katliamı" İçin Adalet Çığlığı: Birleşik Metal-İş Meydanlara Çıktı
11:47Akademi ve Sendikal Tecrübe Ankara'da Buluştu: Kamu Görevlileri Sendikacılığının Geleceği ve 4688 Sayılı Kanun Masaya Yatırıldı
11:42Türkiye Kamu-Sen’den Hükümete "Ücret Politikasında Adalet" Çağrısı: "Parçalı Düzenlemeler Çalışma Barışını Bozuyor!"
11:35HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan'dan Konya'da Tarihi Çıkış: "Refahtan Emekçiye Pay Yok, Vergi Yükü Çalışanın Sırtında!"
11:29Dünyanın En Büyüğü İspanya! 2026 FIFA Dünya Kupası’nda Uzatmalarda Tarihi Zafer
11:22Altın Fiyatlarında Yeni Hafta Devingenliği: Gram Altın Güne Satıcılı Başladı
14:39İBB Ağaç AŞ İşçilerinin Direnişi 78. Gününde: "Artık Haberiniz Var" Diyerek Halk TV Önüne Gittiler!
Kamu-İş Konfederasyonu, Ankara’da Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde hak arayan öğretmenlere yönelik sert polis müdahalesini ve ters kelepçeli gözaltıları kınadı. Milli Eğitim Bakanlığı'na "NATO Zirvesi" üzerinden sert eleştiriler yönelten konfederasyonun tarihi açıklamasının detayları haberimizde.
Ankara’da Taban Maaş Hakkı, mülakat mağduriyetleri ve adil atama talepleri için Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde bir araya gelen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyelerine yönelik gerçekleştirilen sert müdahalenin yankıları büyüyor. Sendika yöneticilerinin ve öğretmenlerin ters kelepçe takılarak, darp edilerek gözaltına alınmasının ardından bir kınama ve dayanışma mesajı da Kamu-İş (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) cephesinden geldi.
Kamu-İş Konfederasyonu Genel Merkezi tarafından yapılan resmi açıklamada, başkentin göbeğinde eğitimcilere reva görülen bu muamelenin toplumsal vicdanı derinden yaraladığı vurgulandı. Demokratik hak arama özgürlüğünün engellenmesine tepki gösteren konfederasyon, gözaltındaki eğitim emekçilerinin hiçbir şart öne sürülmeksizin derhal serbest bırakılmasını talep etti.
Kamu-İş, Ankara sokaklarında kameralara yansıyan şiddet görüntülerinin sadece öğretmenlik mesleğine değil, Türkiye’nin eğitim sistemine ve yarınlarına indirilmiş bir darbe olduğunu belirtti. Konfederasyon, eğitim emekçilerinin insanca yaşama şartlarını savunurken karşılaştıkları bu zorbalığı şu ifadelerle kınadı:
"Bir evladın, bir öğretmenin ters kelepçeyle sürüklendiği, bir annenin evladı için döktüğü gözyaşları arasında çaresiz bırakıldığı bu tablo, sadece bir meslek grubuna değil, bu ülkenin geleceğine ve eğitim sistemine vurulmuş bir darbedir. Kamu-İş olarak, eğitim emekçilerimizin insanca yaşama ve onurlu çalışma taleplerinin koşulsuz yanındayız; demokratik haklarını kullanan öğretmenlerimize yönelik bu zorbaca müdahaleyi şiddetle kınıyoruz."
Kamu-İş Konfederasyonu’nun açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm ise Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) son dönemdeki kriz yönetimi stratejisine getirilen uluslararası boyuttaki eleştiri oldu. Geçtiğimiz günlerde düzenlenen NATO zirvesi sürecinde hükümetin dış dünyaya "sorunsuz bir ülke" imajı pazarlamaya çalıştığını iddia eden Kamu-İş, zirvenin tamamlanmasıyla birlikte bürokrasinin sert yüzüne geri döndüğünü savundu.
Bakanlığın tavrını "riyakarlık" olarak niteleyen açıklamada şu ağır tespitlere yer verildi:
Vitrini Kurtarma Çabası: NATO zirvesi öncesinde uluslararası arenalarda pürüzsüz bir portre çizmek adına öğretmen sendikalarıyla yapılan görüşmelerde nispeten 'ılıman' bir maske takılmıştır.
Üç Maymunu Oynuyorlar: Emperyalist liderler sokaklardaki hak arayışlarını ve memnuniyetsizlikleri görmesin diye o dönem öğretmenleri dinliyor gibi yapanlar, zirve biter bitmez gerçek yüzlerini ortaya koyarak tekrar üç maymunu oynamaya başlamışlardır. Vitrini kurtarma derdine düşen bu riyakar tutum, Bakanlığın emekçiye bakış açısının net bir özetidir.
Mevcut eğitim politikasının hem öğretmenleri hem de atama bekleyen mezunları sistematik bir sömürü çarkının içine ittiğini belirten Kamu-İş, hak arayan seslerin kolluk kuvveti marifetiyle susturulmaya çalışılmasının bir yönetim acziyeti olduğunu vurguladı.
Konfederasyon, eğitim sistemini yapboz tahtasına çeviren, emeği ucuzlatan ve mülakatlar kanalıyla liyakati yok eden bu anlayışa karşı; Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağdurlarının yürüttüğü meydan direnişinin sonuna kadar destekçisi ve hukuki takipçisi olacaklarını ilan ederek açıklamasını sonlandırdı.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir