Samsun Atakum’da 5 Aylık Maaş Krizinde İşçiler Sahada: Belediye Binası Önünde Direniş Başlatıldı
14:22Birleşik Metal-İş ve EPTA İstanbul Arasında Toplu İş Sözleşmesi İmzalandı
14:19Düzce Akçakoca’da Fındık İşçilerini Taşıyan Tarım Aracı İle Tır Çarpıştı: 4 Ölü, 9 Yaralı
14:08Memur-Sen’den Yeni OVP Sonrası Sert Tepki: "Eski Hesapların Haksızlığı Açıkça Ortaya Çıktı"
14:04Kardeşlik ve Dayanışma Sahada: 5 Ülkenin Sendikaları Türk Dünyası Kupası'nda Mücadele Etti
14:00Okullarda Şiddet ve Akran Zorbalığı Raporu 2026 | Türk Eğitim-Sen
10:48Yozgat’ta Madencilerden Maaş Eylemi: 4 Aydır Ücret Alamayan İşçiler İş Bıraktı
10:44Balıkesir İvrindi’deki Altın Madeninde İş Kazası: 2 İşçi Hayatını Kaybetti
10:39Birleşik Kamu-İş'ten Özelleştirme Açıklaması: "Kamu Yararı ve Gelir Kaybı Açısından Karar Yeniden Değerlendirilmeli"
10:34Yeni Orta Vadeli Program (OVP) Açıklandı: Büyüme Tahminleri Düştü, Enflasyon Beklentisi Yükseldi
İzmir Dikili’de faaliyet gösteren Queen Tarım’da çalışan kadın işçiler, sendikalaştıkları için baskı, tehdit ve şiddetle karşı karşıya. DİSK/BTO-Sen üyesi kadınlar, hak arayışlarının işveren ve destekçilerince bastırılmaya çalışıldığını söylüyor. Zorla mesaiye kalma, düşük ücret, ayrımcılık, psikolojik baskı ve ailelerine kadar uzanan tehditlerle mücadele eden kadınlar, dayanışmayı büyüterek direnmeye devam ediyor.
İzmir Dikili’de faaliyet gösteren Queen Tarım’da çalışan kadın işçiler, sendikal haklarını kullandıkları için baskı ve tehditlerle karşı karşıya. DİSK’e bağlı Birleşik Tarım ve Orman İşçileri Sendikası (BTO-Sen) çatısı altında örgütlenen işçiler, hem ağır çalışma koşullarına hem de sendikal mücadeleye yönelik baskılara karşı seslerini yükseltiyor.
Queen Tarım’da çoğunluğu kadınlardan oluşan yaklaşık 250 işçi çalışıyor. Kadınların büyük kısmı seraların bulunduğu köylerden geliyor. Genç işçi sayısı giderek artarken, pek çok kadın hem ekonomik zorluklar hem de ev içi baskılardan uzaklaşmak için çalışmayı tercih ediyor.
Kadın işçiler, günlük 8 saatlik çalışma süresinin üzerine zorunlu mesailerle karşı karşıya kalıyor. Resmi tatillerde dahi çalışmak zorunda bırakılan işçiler, mesaiye kalmayı reddettiklerinde işten çıkarılmakla tehdit ediliyor. Kadınların anlattığına göre işin büyük kısmı ağır fiziksel emek gerektiriyor. Taşıma gibi ağır işler kadınlara yaptırılıyor ve bu da sağlık sorunlarına yol açıyor.
Üstelik yoğun tempoya rağmen dinlenme süreleri yetersiz. 1000 dönümlük arazide çalışan işçilerin yemekhaneye ulaşması ve yemek yiyip dönmesi molaya sığmıyor. “Molaya değil, yarışa çıkıyoruz” diyen kadınlar, bu koşulların iyileştirilmesini talep ediyor.
Kadın işçilerin sendikalaşma sürecindeki en büyük motivasyonu, düşük ücretler ve sosyal hakların yetersizliğiydi. Asgari ücretin biraz üzerinde maaş alan işçiler, artan kira ve yaşam maliyetleri karşısında geçim sıkıntısı yaşıyor.
Sendikalaşma kararını tetikleyen olaylardan biri de yılbaşı gecesi yaşandı. Mühendis ve büro çalışanlarına özel eğlence organize edilirken, o esnada mesaide olan işçilerin yemek molasına çıkmaları konusunda sert ve küçük düşürücü bir tavırla uyarıldıkları belirtildi. Bu olay, işçiler arasında “bize saygı duyulmuyor” düşüncesini pekiştirdi ve sendikalaşma isteğini güçlendirdi.
Başlangıçta sessiz kalan işveren, yeterli çoğunluk sağlandığını fark ettiğinde baskıları artırdı. Sendikanın yetkisine itiraz ederek başka bir sendika sürece dahil edildi ve kadın işçilere yönelik tehditler tırmandı.
Kadın işçiler, sadece işveren değil; servis şoförleri, mühendisler ve dışarıdan gelen kişilerce tehdit edildiklerini söylüyor. Bazı işçiler silahla tehdit edilirken, bazılarının nişanlısı ve aile üyeleri aranarak sendikadan istifa etmeleri istenmiş. Bu süreçte kadınlar hem psikolojik hem de sosyal şiddete maruz kalmış.
“Evde huzurumuz kalmadı” diyen kadın işçiler, sürekli olarak istifa etmeleri için baskı gördüklerini, bazı muhtarların bile eşlerini arayarak tehditlerde bulunduğunu anlatıyor. Yaşananlar, kadınların hem işyerinde hem evde travma yaşamasına yol açıyor.
BTO-Sen üyesi kadınlara performans notu bahane edilerek düşük maaşlar veriliyor. Bir temsilcinin müdürü açıkça, “Sendika temsilcisi olduğun için düşük puan aldın” demiş. Bu ayrımcılık, işçilerin ekonomik durumunu daha da zorlaştırıyor. Bazı kadınlar bu baskılara dayanamayıp tazminatsız ayrılmak zorunda kalmış.
Tüm bu baskılara rağmen bazı kadın işçiler, birbirlerine destek vererek mücadeleyi sürdürüyor. “Biz bu sendikayı seçtik, değiştirmeyeceğiz” diyen bir kadın işçi, işverenin kendilerine değil, anayasal haklarına saygı duyması gerektiğini vurguluyor.
İşverenin TİS sürecinde "yüzde 0 zam" teklif ettiğini hatırlatan kadınlar, sendika sürecine girildiğinde ücretlerde küçük artışların yapıldığını, bunun da daha önce yapılabileceğini gösterdiğini söylüyor. “Paylaşmak istemiyorlar çünkü paraları kıymetli” diyerek işverenin tavrını özetliyorlar.
Son olarak kadınlar, iş güvenliği eksikliği nedeniyle yaşanan kazalarda bile işçilerin suçlandığını belirtiyor. “Bize değer verilmiyor ama biz bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” diyorlar.
Kaynak: evrensel.net
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir