12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nde yayımlanan veriler, Türkiye'de çocuk işçiliğinin geldiği ürkütücü boyutu gözler önüne serdi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin açıkladığı rapora göre, son 12,5 yılda en az 770 çocuk işçi, çalışırken hayatını kaybetti.
Verilere göre, yaşamını yitiren çocuk işçilerin %34’ü 5-14 yaş arasında, %66’sı ise 15-17 yaş arasında yer alıyor. Yasal olarak çalışması yasak olan yaş grubundaki çocuklar, tarım başta olmak üzere tekstil, inşaat, gıda, hizmet ve sanayi sektörlerinde çalıştırılıyor. Özellikle mevsimlik tarımda çocuk işçiliği oldukça yaygın.
Çocuk işçiliği kaynaklı ölümlerin büyük bir kısmı trafik kazaları, boğulmalar, yüksekten düşmeler, ezilmeler ve işyerinde maruz kalınan şiddet nedeniyle meydana geliyor. 5-14 yaş grubundaki ölümlerde kız çocuk oranı %20, göçmen çocuk oranı ise %12’ye ulaşıyor. 15-17 yaş grubunda ise her 10 ölümden biri genç kadın işçilere ait.
En çok çocuk işçi ölümünün yaşandığı iller arasında Şanlıurfa, İstanbul, Gaziantep, Adana, Konya ve Antalya yer aldı. Mevsimlik tarımın merkezi olan Şanlıurfa, hem ölen çocuk işçilerin hem de çocuk emeği sömürüsünün yoğun yaşandığı şehirlerin başında geliyor.
Raporda, çocukların küçük yaşlardan itibaren üretim çarkına dahil edilmesinin yalnızca bireysel değil, sistematik ve politik bir tercih olduğu vurgulandı. İSİG Meclisi, MESEM gibi uygulamalarla çocukların okuldan çok işe yönlendirildiğine, eğitimin ise bilimsel temelden uzaklaştığına dikkat çekti.
Raporun sonunda üç temel talep dile getirildi:
1. Çocuk işçiliğin tamamen yasaklanması ve mesleki öğrenimin çocuk gelişimine uygun şekilde kamusal planlamaya alınması,
2. Eğitimin tüm kademelerde ücretsiz ve bilimsel olması,
3. Çocukların yaşam alanlarının şiddet, uyuşturucu ve çeteleşmeden arındırılması.
İSİG Meclisi, bu talepler doğrultusunda toplumsal ve örgütlü mücadele çağrısı yaparak, “Çocuk işçiliği ile mücadelede koordineli bir yapı kurmak artık ertelenemez bir sorumluluktur” açıklamasında bulundu.
Kaynak: İSİG Meclisi